YEŞİLİN BİNBİR TONU: “ÇAMLIHEMŞİN”

tarihinde yayınlandıKaradeniz, Karadeniz içinde yayınlandı

20 gün süren gezimizin en önemli durağı Rize’nin Çamlıhemşin ilçesiydi. Çamlıhemşin diyorum fakat burada gidilmesi gereken yerler köy ve yaylaları. Burada Ayder yaylası ile Şenyuva ve Çat köylerine gittik. Burada gidilecek 10’un üzerinde yayla var hepsi birbirinden güzel ama aracımız olmadığı için sadece 3 tanesini gezebildik. Bunlar haricinde yol üstündeki gezilecek birçok yere de uğradık tabi ki. Bu arada çoğu yaylaya normal araçlar da çıkmıyormuş arazi arabası olması gerekiyormuş. Ayrıca bazı yerlere oraları bilen biri olmadan gitmemek gerektiğini söylediler. Aniden sis çöküyormuş, kaybolma ve vahşi hayvan riskleri varmış.

Türkiye’nin bir çok yerini gezdik fakat daha güzel bir yer görmedik. Kelimeler ve fotoğraflarla anlatmaya çalışacağız ama inanın orayı gidip görmeden olmaz. Bambaşka bir dünya gibi Çamlıhemşin, yeşil ve oksijen daha yoldayken başınızı döndürüyor. Buranın benzeri belki de İsviçre’deki Alp Dağları, yani o kadar güzel bir yer. Hatta Alpler’de yerleşim fazla olduğu için burası daha doğal kalmış (Ayder hariç).

Alttaki fotoğrafa bakın Alplerden ne farkı var 🙂

 

Yaylada otlayan inekler.

Çamlıhemşin’e ulaşım:

En kolay ulaşım Karadeniz sahil yolundan Ardeşen’e varıp oradan Çamlıhemşin yoluna girmek. İç bölgelerden gelirken bazı küçük yollar varmış ama düzgün kara yolundan gelmek en mantıklısı. Çünkü buralarda sık sık heyelan oluyormuş yollar kapanabiliyormuş. Haritada kırmızı ile gösterdiğim yerden Çamlıhemşin’e ulaşıyorsunuz. Ulaştıktan sonra zaten tabelalar, siz hangi yaylaya gitmek istiyorsanız sizi yönlendiriyor. 

Biz Mersin’den buralara kadar otostopla geldik ve en kolay otostopu Rize’de yaptık. Bu yörenin insanı çok yardımsever ve misafirperver. Siz otostop yapmadan duranlar, yolunun üzeri olmasa bile sizi gideceğiniz yere kadar götürenler, evinde misafir edenler, yemek ziyafeti çekenler bile var 🙂

Çamlıhemşin’e giderken bindiğimiz araç.

Hepsine tek tek teşekkür ediyoruz. Bu sayede iyi insanların hala bitmediğini görmüş olduk. Özellikle bir insan var ki onun yeri apayrı. Karadenizde bir sahil kasabasında akşam geç vakit olduğu için otostop çekmedik. Bir kamp yeri bulduk ve bize paralı olduğunu ve kişi başı 25 lira olduğunu söylediler. Biz de sadece uyumak için bu parayı veremezdik ve tekrar yürümeye başladık. Bir lokanta gördük yaşlı bir amca işletiyordu o amcaya sorduk amca buralarda nereye çadır kurabiliriz diye amca bize benim lokantamın önüne kurun evladım dedi. Biz bu duruma bayağı bir sevindik. Biraz oturduk amca bize çay falan ikram etti. Muhabbet falan ettik. Lokantadaki işlerinde yardım etmek istedik ama izin vermedi. Daha sonra müşteriler gidince amca dükkanı kapatıyorum dedi ve bize anahtarı verdi çadırı kurmayın içerde yatın anahtarda sizde kalsın, sabah giderken bırakırsınız ben geç gelirim dedi. Gitmeden önce dükkandaki yiyeceklerin yerlerini de gösterdi ve yemeğinizi yiyin sabah kahvaltınızı da yaparsınız dedi. Biz bunları duyunca tamamen şok olduk. Sabah kahvaltımızı yaptık ve Yaşar amcaya minnetlerimizi bildiren not ve bir miktar para bıraktıp gittik. Yaşar amca sonra bizi aradı ve “sizden para isteyenmi oldu?” deyip para bıraktığımız için kızdı 🙂

Sonuç olarak dünyada iyi insanlar hala varlar. Onların kıymetini bilelim.

Yaşar amcanın iyi niyetini suistimal edenlerin olmaması için konumunu bildirmiyoruz. Kim bilir belki bir gün sizi de misafir eder.

Çamlıhemşin yolunda otostopa başladıktan 5 dk sonra kasalı bir araç durdu ve atlayın dedi. Çamlıhemşin merkeze kadar gidiyormuş. Oraya kadar gittik. Burada birkaç fotoğraf çektikten sonra tekrar yol kenarına geldik. Daha otostop çekmeden birisi durdu ve neyi bekliyorsunuz binsenize dedi. Bunlar hiç alışık olmadığımız davranışlar 🙂 Ayder’e gidiyormuş bizde gittik oraya kadar. Çamlıhemşin’den Ayder’e giderken manzaralar aşağıdaki gibi. Ne kadarda harika değilmi

Fırtına Deresi. Çamlıhemşin/Rize

Yarım saatlik bir yolculuktan sonra Ayder’e geldik ama bir de ne görelim. Ayder yok kaybolmuş 🙂 İkindi vakitlerinde o bölgeye sis çöküyormuş bu nedenle o gün Ayder’i göremedik.

Buraya gitmesine gittik ama bizim tahmin ettiğimiz Ayder’den eser yok neredeyse metrekareye 2 insan düşüyor, kalabalık bir şehrin en kalabalık caddesine dönmüş. Arabalar devamlı kornaya basıyor. Trafik İstanbul trafiği misali. Hayallerimizdeki yer asla böyle değildi. Neyse biz biraz yaylada dolaştık çadır kuracak yer aramaya başladık ama insanlar her yerde. Biz zaten kalabalık şehirden usanmışız.. Bir kamp yeri bulduk ama o da ücretliymiş kişi başı 25 lira istedi. Daha sonra oradaki insanlara sorduk burada sakin neresi var ücretsiz nereye kamp kurabiliriz diye. “Galler Düzü” diye bir yer tarif ettiler. Ayder’in 5-6 km ilerisinde. Buraya yürüyerek gittik ve ohh bee dedik sonunda.

Çadırımız (Galler Düzü)

Kamp ücretsiz, istediğiniz yere çadır kurun. Ayrıca çok sakin. Burada hemen çadırımızı kurduk. İnanılmaz bir rüzgar var. Çadırımızı ilk defa burada sabitledik. Ayrıca gece yağmur da yağdı ama neyseki çadırlarımız su geçirmedi. Temmuz Ağustos aylarında bu bölgenin ortalama gece sıcaklığı 15 derece civarı. Daha yükseklere çıktıkça 10, hatta 6-7 derecelere düştüğü de oluyormuş. Ekipmanlarınızı ve giysilerinizi ona göre almanızda fayda var. Galler Düzü’nde bizim gibi kamp yapmaya gelen 3-5 kişi ve piknik yapmaya gelenler vardı.

Galler Düzü

Ayrıca burada 2-3 tane yöresel ürünler yapan işletme var. Buradan Mıhlama, Laz böreği gibi Karadeniz’e özgü yiyeceklerden yiyebilirsiniz. Köfte, et-tavuk ızgara tarzı şeyler de yapıyorlar. Yiyeceğiniz yoksa bile burada aç kalmazsınız. Biz burada sabah akşam mıhlama (kuymak) yedik 🙂

Muhteşem üçlü. Laz böreği, Mısır ekmeği ve Mıhlama

Biz Akdeniz insanları olarak hayatımızda ilk defa mıhlama yedik ve çok beğendik. İlk önce 1 porsiyon alıp tadına bakalım dedik. 1 porsiyon dedikleri tava dolusu mıhlama oluyor. Biz üç kişi yedik ve doyduk. Ekmek banarak yendiği için ve içinde bol tereyağı olduğu için bir porsiyon 3 kişiyi doyuruyor.

Mıhlama: Tereyağı, kolot peyniri ve mısır unu tavada karıştırılarak yapılıyor ve 5 dkda hazır oluyor.

Mıhlamanın yanında yine yöresel ürün olan mısır ekmeği veriyorlar. Ben ilk başta kek sandım, ekmek olduğunu sonradan anladım. Ayrıca Laz Böreği de ikram ettiler, börek ve çaylar da bizden dediler. Daha ne olsun 🙂

Not: Bu arada Laz Böreği börek değilmiş tatlıymış orada öğrendik 🙂 Baklava ve künefe arası bir tadı var ve çok lezzetli.

Laz Böreği Tatlısı

Unutmadan söyleyelim Palakçur, Aşağı ve Yukarı Çeymakçur, Aşağı ve Yukarı Kavrun yaylalarına Galler Düzü’nden gidiliyor.  

AYDER:

Diğer yerlere de vakit ayırmak adına buradan sabah erkenden Ayder yönüne doğru yola çıktık ve 10 dk yürüdükten sonra bir araç denk geldi ve fazla yürümeden Ayder’e vardık. Yazının başında burayı biraz kötüler gibi olduk ama bizi rahatsız eden çok kalabalık olması ve toplamda 58 adet otelin kurulmuş olması. Keşke bu kadar çok işletme olmasaydı ama Ayder yine de eski heybetini kaybetmiş değil. Umarız buradaki işletme sayıları daha fazla artmaz. Sabah vakitlerinde gittiğimiz için kalabalık yoktu, sanırım bu güzel manzarayı seyretmek yerine insanlar otel odalarında uyuyorlardı 🙂 

Ayder’in panoramik görüntüsü

Ayder’in çok değişken bir havası var aniden bulutlar gelip üstünüzü kaplayabiliyor. Sis de aynı şekilde.

Ayder Yaylası

Ayder’de en güzel manzarayı seyretmek için çimenlik olan taraftan patika yolu takip ederek yükseklere çıkmanız gerekiyor.

Ayder Yaylası

Burada kalabalık artmadan Şenyuva köyüne doğru yola koyulduk. 

ŞENYUVA (ÇİNÇİVA) KÖYÜ:

Şenyuva köyünün son yıllarda popüler olmasının nedeni “Sevdaluk” dizisinin burada çekilmiş olması. Tabi ki daha önceden de biliniyordu ama diziyle birlikte çok fazla turist akını olmuş.

Burası da diğer yerler gibi yemyeşil. Çamlıhemşin’e sadece 7 km uzaklıkta. Çok fazla ev yok ve olan evlerde çok dik yamaçlara yapılmış.

Şenyuva Köyü/Çamlıhemşin

Köyün içinde kahve, pansiyon ve yöresel ürünler bulabileceğiniz dükkanlar var.

Şenyuva sokakları

Köyün en önemli yapısı 1696 yılında yapılmış olan taş köprü.

Şenyuva Köprüsü.

Hala aktif olarak kullanılıyor.

Şenyuva Köprüsü

En bilineni Şenyuva köprüsü ama bu vadi üzerinde bu köprülerden çok sayıda var.

**Sayfanın en altındaki galerimizden diğer fotoğrafları da inceleyebilirsiniz.

Çat vadisindeki köprülerden biri.

Biz burada da her zamanki gibi çadırda kaldık. Köyün çıkışında (köyden birkaç km uzaklıkta, sağ tarafta kalıyor) çadır kurmaya uygun düz bir alan var, burada genellikle birkaç çadır oluyor. Haftasonu ve tatil günlerine denk gelmezseniz rahatlıkla kafanızı dinleyebilirsiniz.

Şenyuva Köyü kamp alanı.

Bu ağaçların hemen arkasında fırtına deresinin kollarından biri var. Ayrıca ağaçlardan birine salıncakta yapmışlar. Derenin üstünde sallanabiliyorsunuz. 

Şenyuva Köyü salıncak.

ÇAT KÖYÜ:

Şenyuva’daki gezimizi tamamladıktan sonra buradan tekrar otostop çektik ve yaklaşık 20 dk sonra bir kamyon durdu. Başyayla’ya gittiğini söyledi, bizim de yolumuzun üstüydü ve atladık kamyona. Şenyuva ve Çat arası yol belkide bu bölgedeki en güzel manzaralara sahip inanılmaz bir yer. Yolun bazı yerlerinde ağaçlardan dolayı gökyüzü bile zor görünüyor.

Şenyuva- Çat arası yol manzarası

Ayrıca bu yol üstünde Trabzon imparatorluğu döneminde yapılan Zilkale bulunmaktadır. Bu kalenin yapıldığı tarih tam olarak bilinmemektedir. Komnenoslar veya Hemşin lordu Arhakel tarafından inşa edildiği tahmin edilmektedir. İsterseniz Zilkale’yi 3 tl giriş ücreti karşılığında girip gezebilirsiniz.

Zilkale

Alttaki fotoğrafta yol üstünden başka bir manzara. Burada her yerde Fırtına deresinin kolları var. Gördüğünüz bütün dereler Fırtına deresi olarak adlandırılıyor.

Fırtına Deresi

Şenyuva-Çat köyü arası mesafe 21 km ve yola baştan sonra parke taşı döşenmiş. 

Şenyuva-Çat köyü yolu

Bu güzel manzaraları geçtikten sonra Çat köyüne ulaşıyoruz. Köye gelince ilk göreceğiniz manzara bu.

Çat Köyü girişi

Burada yapılacak en güzel aktivite “kafa dinlemek”. 

**Sayfanın en altındaki galerimizden diğer fotoğrafları da inceleyebilirsiniz.

Çat Köyü

Burada da diğer köylerde olduğu gibi birkaç pansiyon tarzı konaklama yeri ve yöresel ürün dükkanları var. Ama kesinlikle buranın doğallığını bozmamışlar.

Çadırınızı ister bu üst görseldeki yerin önüne kurun, isterseniz de bizim gibi köyün çıkışındaki köprünün yanına kurun. Her iki yer de ücretsiz. Köprünün orası daha sakin sadece. Biz köprüden geçince hemen sağ taraftaki düzlüğe kurduk.

Çat Köyü köprüsü

Bölgede kontrollü bir şekilde yaktığınız sürece ateş yakmakta serbest ama kuru odun bulmak çok zor çünkü her yer nemli.

Son olarak, belki de en çok sorulan sorulardan biri:

Ayı var mı?

Galler Düzü, Şenyuva köyü ve Çat köyünde kamp yaptık. Çadır kurmadan önce bölge insanına danıştık biz de aynı şekilde bu bölgede “Ayı var mı?” dedik. Bazı kişiler kahkaha attı burada ayı ne arasın dedi, şu an onlar yükseklerde yemiş yiyorlar gelmezler dedi. Yaşlı bir teyze ben yıllardır burada yaşıyorum hayatımda hiç ayı görmedim dedi. Başka bir kişi Çat vadisinde ıssız yollara girmeyin şu an açlar gelebilirler dedi. Yani karşınıza ayı çıkma ihtimali var ama çok düşük bir ihtimal ama yine de tedbiri elden bırakmamak gerek. 🙂

Biz vaktimiz ve ulaşım imkanımız olmadığı için diğer yaylalara gidemedik ama imkanı olanların gitmesini tavsiye ediyoruz.

Diğer yaylaların isimleri: Amlakit, Avusor, Çeymakçur, Elevit, Haçivanak, Hüser, Kaçkar, Kale, Kavrun, Palovit, Pokut, Sal, Samistal, Tirovit, Verçenik

Çamlıhemşin’de toplamda 3 gün kaldık ve zor veda ettik. Henüz gitmediyseniz kesinlikle gidin. Anlattığımızdan çok daha güzel bir yer olduğunu siz de göreceksiniz. Çünkü orayı anlatmaya kelimeler yetmiyor 🙂

Sosyal medya hesaplarımıza sayfamızın sağ tarafından ulaşabilirsiniz. Desteklerinizi bizden esirgemeyin 🙂

Paylaşmak Güzeldir 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir